Small Grey Outline Pointer

31 Aralık 2013 Salı

Beautiful Disaster - 19.Bölüm


Çeviri: Phantaso
Special Thanks to: Milky Maknae

Beautiful Disaster 19.Bölüm
‘Evet, benim. Neyse ki hala hatırlıyorsun beni.’ Kibirle daireye yürürken konuştu Seohyun.
‘Otur sen. Kahve yapayım. Wufan birazdan çıkar.’ Dedi Yixing, aceleyle mutfağa giderken.
**Bu da ne? Burada ne arıyor?**
‘Xingxing kim—‘ Wufan kanepede oturan tanıdık kişiyi görünce sözü yarıda kaldı.
‘Seohyun?’
Ardından Yixing oturma odasına girdi ve sehbaya iki fincan bıraktı.
Wufan ona baktı. İlk gecelerinde kötü bir şeyler olacak diye endişeliydi. Yixing sadece ona gülümsedi ve yürüdü.
‘Ben duş alacağım.’ Dedi Yixing, Wufan’ı geçerken.
Wufan kapının kapanma sesini duyunca Seohyun’a yürüdü.
‘Ee, evlilik nasıl Wufan?’
Wufan iç çekti ve Seohyun’un yanına oturdu.
‘Bu da ne? İlk gecende seni rahatsız ettim diye mi kızgınsın?’ Seohyun, Wufan’ın iç çektiğini duyunca üzgün hissetmişti.
‘Madem biliyorsun neden buradasın?’
Seohyun, Wufan’ın sözleriyle kaşlarını çattı. ‘Ben senin kız arkadaşınım Wufan. Unuttun mu?’
‘Daima hatırımda fakat ben artık evliyim. Unuttun mu?’ Wufan, Seohyun’u alaya aldı.
‘Bu da ne şimdi Wufan? Beni sevdiğini sanıyordum.’ Seohyun’un sesi çatlamaya başladı.
‘Seviyorum zaten.’
Yixing kapalı kapının ardında öylece durup onları dinlemişti. Konuşmaya kulak misafiri olmak istemese de sonuçta artık Wufan’ın karısıydı. Onların ne konuştuğunu bilmesi yanlış değildi ama bu onu sadece öldürdü. Oda oksijen doluydu ama o nefes alamıyordu. Yixing banyoya yürüdü, daha fazla onları duymak istemiyordu. Yixing vücudunu yıkadı ama saçına dokunmadı çünkü kayınvalidesinin evine gitmeden önce kendini temizlemişti.
Wufan ve Seohyun sessiz kaldılar. İlişkileri ve gelecekleri hakkında kara kara düşünüyorlardı. Kahve hala masadaydı ve soğumuştu. Seohyun, Wufan’a doğru ilerledi.
Yixing eşofmanlarını giyip kapıya doğru ilerledi. Onların ne yaptığını merak ediyor ve hiç ses duyamıyordu. Çok sessizdi. Yixing hiç ses çıkarmamaya dikkat ederek kapıyı açtı. Bir kez daha bu hareketi ona zarar verdi ve derinden yaraladı. Oturma odasındaki aşk kuşlarının dudaklarının arasında santimler vardı, birisi onun kocasıydı ve bugün onların ilk geceleriydi. İyi ama neden Wufan orada, başka bir kızı öpüyordu?
Yixing buna katlanamadı. Kapıyı tekrar dikkatle kapattı ve gardıroba yürüdü. Kendine zarar veren şeyleri düşünmemeye çalıştı.
Seohyun’un onu öpmeye çalıştığını fark eden Wufan, onu itti. ‘Ne yapıyorsun Seohyun?’
‘Ne? Erkek arkadaşımı öpmem yanlış mı?’ Seohyun’un sesi yükseldi ve ayağa kalkıp çıktı.
Wufan’ın dili tutuldu. Seohyun haklıydı, onu öpmesinde bir yanlış yoktu. Ama… Yixing onun karısıydı artık. Yixing ile evliydi. Ama yine de, Seohyun hala onun sevgilisiydi. Wufan’ın aklı tamamen karışmıştı. Soehyun’un gidişini izledi ve kafası öne düştü. Tüm bu dramalar yüzünden çok yorgun bir hayatı vardı. Neden o da diğer insanlar gibi mutlu olamıyordu?
Neredeyse gece yarısı olmuştu ve Wufan eşini unutmuştu. Wufan’ın vücudu ısındı, artık dayanamazdı. Yixing ile coşma zamanıydı. Böylece Wufan odasına doğru yürüdü, oda karanlıktı.
*Çoktan hazırlandı falan mı?*
Wufan arkasından kapıyı kapattı ve kilitledi. Odaya doğru yürüdü ve yorganıyla yastığını kucaklamış Yixing ile karşılaşınca şaşırdı.
‘Onlarla ne yapıyorsun bücür?’ Wufan şaşkınlıkla sordu.
‘Seninle yatmayacağım. Yarın tüm elbiselerimi alırım.’ Dedi Yixing kabaca ve Wufan’a bakmadan.
‘Ne?’ Wufan’ın kaşları çatılmaya başladı.
‘Evet, seninle yatmayacağım.’ Dedi ve gözlerini devirdi, ardından kapıya yürüdü.
‘Hayır, gidemezsin. Bu gece benimle yatacaksın. Ayrıca bu bizim ilk gecemiz.’
Yixing onu tamamen yok sayarak odayı terk etti. Yixing bunu yapmak istemiyordu. Wufan’ın moralini bozmak istemiyordu ama katlanamıyordu da. Biraz önce oturma odasında Wufan’ın yüzünü görmüştü.
Onu çeken güçlü bir el hissedince Yixing bağırdı. Wufan olduğunu biliyordu ama Wufan’ın bunu yapmasını beklemiyordu.
‘Gel buraya hemen!’ Wufan bağırdı.
Yixing, Wufan’ın yüzüne bakmaya korkuyordu. Ama Yixing’in de bir gururu vardı.
Yixing bedenini geri çekti ve ona gelen Wufan’ı durdurmaya çalıştı. ‘İstemiyorum dedim!’
Wufan duyduğu şeyle şaşırdı ve gözleri genişledi. Yixing’in kolunu bıraktı.
‘Beni zorlama.’ Yixing alçak sesle ekledi.
‘Dinle. Sen benim karımsın ve sana benimle yatmanı söylüyorsam itaat etmelisin. Bu kadar mı zor?’
‘Neden? Benimle seks yapmak mı istiyorsun Wufan huh? Daima karınmış gibi davranmamı istiyorsun ama ya sen? Gözümün önünde başka bir kızla koklaşıyorsun. İnsanlar sadece sevdiği kişilerle seks yaparlar ve sen beni sevmiyorsun.’ Patladı Yixing ve sesinden öfke akıyordu. ‘Ne bu Wufan?’
Wufan donakaldı, Yixing’in bunu gördüğünü bilmiyordu.
‘Evet, insanlar sevdikleriyle seks yaparlar. Ama hatırlarsan biz evliyiz ve sen bana aitsin. Sana her şeyi yapabilirim ve sen bana itaat etmek zorundasın.’
‘Neden Seohyun’u öptün o zaman? Onunla evli değilsin ve tamamen sana ait sayılmaz.’
‘Hayır, onu öpmedim!’ Wufan öfkelenmişti. İnsanların onu yapmadığı bir şeyle suçlamasından hoşlanmazdı.
‘Umrumda değil. Aşk meşk işlerinle ilgilen ve diğerlerine teklif et. Bunun sadece sahte bir evlilik olduğunu biliyorum ama en azından bana biraz saygı duy da başka bir yerde yap bu işi.’
‘Yani hala bana inanmıyorsun? Hala onu öpmediğime inanmıyorsun. Sadece yaşananların yarısını görmüşsün, onu ittiğimi görmemişsin. Şimdi de yapmadığım bir şey için beni suçluyorsun. İyi o zaman. Defol odamdan. Ve eğer istersen evimden de defolabilirsin.’ Wufan her şeyi dışarı fırlattı ve odasına yürüyüp kapıyı sertçe çarptı.
Yixin sıkıca yastıklara sarılıp boğazına kadar gelen hıçkırıklarını tuttu.
Yixing yaralı bir kalple diğer odaya yürüdü. Bugün ilk geceydi ve bir kavgaya dönüşmüştü.
---------------------------------------------------------------
Yixing biraz geç uyandı. Dün Wufan ile kavga ettiğinden yorgundu. Düşünmekten uyuyamamıştı. Kendini biraz suçlu hissediyordu. Belki de gerçekten Wufan’ın hatası değildi ve bunun yüzünden birden duygulanıp kıskanmamalıydı.
Wufan’ın ne yaptığını görmek için onun odasına gitti ama evde yalnız olduğunu fark etti. Wufan’ın evrakları yoktu, çoktan ofise gitmişti. Yixing, Wufan’ın izinli olduğunu biliyordu, şimdi Wufan ondan kaçınıyordu.
**Kahvaltı yaptı mı yapmadı mı?**
Yixing ev işlerini yapmaya başladı ama aklı dün gece olanlardaydı. Annesine, ilişkileri böyleyken akşam yemeğine gelemeyeceklerini söyledi. Bu problem Yixing’in moralini bozuyordu. Tamamen Yixing’in suçu değildi ama bir şekilde Wufan aşırı tepki veriyordu. Bu kadar şeyi düşündükten sonra Yixing yemek yapacak psikolojide değildi.  Hiç havasında değildi. Yixing sadece öğle yemeği yapmıştı, akşam için hiçbir şey yapmadı.
Wufan dokuz gibi eve gelip doğrudan odasına yürüdüğünde, Yixing mutlu mutlu televizyon izliyordu. Yixing banyodan gelen su seslerini duyabiliyordu ve ilişkilerini düzeltmek için hiçbir şey yapmamıştı henüz. Hepsi Wufan’ın suçuydu, yani Wufan ondan özür dilemeliydi. Yixing elinde çereziyle mutlu bir şekilde drama izlerken, Wufan’ın mutfağa girdiğini gördü.
**Mutfakta ne yapıyor?**
Yixing kalktı ve mutfağa yürüdü, Wufan’ın masada oturduğunu görebiliyordu.
‘Bugün yemek yapmayacağım.’ Dedi sertçe.
Wufan biraz güldü. ‘Dün gece benimle yatmak istemedin, şimdi de yemek yapmayacağım diyorsun. Sıradaki ne huh?’ sordu Wufan, ona dönerek.
Yixing cesaretinin kırıldığını hissediyordu.
‘Şey- Şey-‘
‘Ne? Belki de benim hatam olduğunu düşündüğümden özür dilemek istiyordum ama sen çok ileri gidiyorsun. İşten yorgun eve geldiğimde selamlamadın bile ve şimdi akşam yemeği bile yapmamış, drama keyfi sürüyorsun. İyi o zaman. Eğer gerçekten böyle olmasını istiyorsan, tamam.’ Dedi ve odasına yürüdü Wufan.
Yixing kendini o an dünyadaki en kötü kişi gibi hissetti. Böyle yapmak istememişti ve Wufan’ın böyle olacağını hiç düşünmemişti. Wufan onu yalnız bıraktığından, hiçbir şeyi açıklayamadı.
Ertesi sabah Yixing özrünün bir göstergesi olarak, Wufan için özel bir şeyler pişirmek amacıyla saat altıda kalktı. Ama şans ondan yana olmadığından, Wufan mutfağa, mutfak masasında bekleyen Yixing’e bakmadan sertçe kapıyı çarparak evden çıktı. Yixing ağlamak istiyordu, göz ardı edilmekten hoşlanmamıştı. Şimdi Wufan’ın ne hissettiğini anlamıştı.
Bir hafta geçmişti ama Wufan Yixing’i hala görmezden geliyordu. Yixing’in pişirdiklerini yemedi ve genç olan onunla konuşmaya çalıştığında yüzüne bakmadı. Hatta ofisine yemek götürdüğünde bile, çoktan yediğini söyledi ve Yixing yemekleri geri getirmek zorunda kaldı. Her akşam yemeğinde, Wufan ya direk odasına gidiyor ya da Yixing beraber yemelerini söylediğinde ona sesini yükseltiyordu. Belki Wufan yorgundu ve Yixing bunu kabul edebilirdi.
Yixing iştahını kaybetmişti ve belki bu yüzden kilo vermiş olabilirdi. Ama Yixing yine de pes etmedi. Akşam yemeği için Wufan’ın en sevdiği 8 yemeği yaptı. Yixing, Wufan’a yemek yapmak için mutfakta 2 saat geçirdi. Artık onun veya Wufan’ın hatası olmasını umursamıyordu. Sadece aradaki buzları eritmek istiyordu. Teslim olup özür dileyecek tek kişi olsa da sorun değildi, yapacaktı.
-Wufan’a-
Özür dilerim. Sevdiğin yemekleri yapacağım, lütfen eve erken gel.
Saat on olmuştu ve Wufan ortada yoktu. Yixing öylece yemek masasında bekledi. Bütün yemekler çoktan soğumuştu ve karnı gurulduyordu. Yixing tüm kalbiyle Wufan’ın onu affetmesini ve önceki gibi birlikte yiyebilmelerini diliyordu.
Wufan eve 11.00 gibi geldi ve neredeyse 4 saat boyunca beklemek zorunda kalmış olsa bile Yixing mutlu olmuştu. Yixing Wufan’ı karşılamak için kapıya koştu ve onu gördüğünde sevimlice gülümsedi.
‘Yiyelim hadi. Çoktan soğudu bile.’ Dedi Yixing neşeli bir şekilde.
Ama Wufan görmezden geldi. Genç olana bakmadan odasına yürüdü. Yixing ardından takip ederek durması için kolundan tuttu ama Wufan kolunu sertçe çekti ve kapıyı kapadı. Yixing kendini dindirmeye çalıştı. Gözyaşlarını tutmak için elinden geleni yapıp kapıya yürüdü ve usulca çaldı.
‘Wufan senin için yemek yaptım. Yiyelim hadi.’ Dedi alçak bir sesle.
Hiçbir ses alamayınca kapıyı tekrar çaldı.
‘Wufan.’ Seslendi ardından.
‘Senden yemek yapmanı istemedim, hepsini kendin ye.’ Dedi içeriden, Yixing’in kapıyı çalmasından rahatsız olmuş bir şekilde.
Yixing daha fazla dayanamadı. Gözyaşları patlak vermek üzereydi artık. Daha fazla tutamadı. Wufan tarafından böylesine yok sayılmak istemiyordu. Bir hafta geçmişti ve ilişkileri iyiye gitmek şöyle dursun, daha da kötüye gidiyordu.
‘Burada bekleyeceğim seni.’ Dedi Yixing, hıçkırıklarını zorla yutmaya çalışarak.
Gözyaşları yanaklarından akıyordu. Wufan’ın çıkması ve beraber yemek yemeleri için kapının önünde bekliyordu.
‘Wufan, ben açım. Yemek yiyelim.’ Tekrar seslendi Yixing yavaşça.
Yixing’in yüzü gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Yağmur misali akan gözyaşlarını sildi Yixing, Wufan’ın onu böyle görmesini istemiyordu ama çoktan kontrolünü kaybetmişti. Ağladığını belli eden bir ses çıkarmamak için elinden geleni yaptı.
‘Saatin kaç olduğunu görmüyor musun? Ayrıca uyumak istiyorum. İstediğin bu değil miydi? Hayatımı zorlaştırmayı kes. Defol ve seslenip durma bana.’ Bağırdı Wufan.
Yixing hala kıpırmamıştı. Wufan’ın ona söyledikleriyle düşen gözyaşlarına rağmen orada durmaya devam etti. Kafası önüne düştü. Ayakları yoruluyor ve hissizleşiyordu.
Wufan kapının ardından Yixing’in gölgesini görebiliyordu.
‘Psstt neyi var bu adamın? Beni rahatsız ediyor.’ Wufan homurdanarak kapıya yğrğdğ ve açtı. ‘Anlamıyor musun? Beni rahatsız ediyorsun. Git buradan.’ Yixing başını eğik tutmaya devam etti.
‘Benim sinirlerimi ayağa kaldırıyorsun Zhang Yixing!’
Yixing kafasını kaldırdı ve Wufan’ın bakışlarını yakaladı. Ona zayıf bir şekilde gülümsedi. Wufan hayretler içinde kaldı. Kalbi patlayacak gibiydi ve kendini dünyanın en kötü piçi gibi hissediyordu. Gözleri önündeki yüzde kaldı.
‘Özür dilerim.’ Yixing tekrar özür diledi ve tutmaya çalıştığı gözyaşları akmaya devam etti.
‘Özür dilerim Wufan.’ Yixing burnunu çekti, tamamen alt üst olmuş durumdaydı. ‘Lütfen affet beni.’ Dedi tekrar, düşük bir sesle.
Wufan, Yixing’in böyle olacağını hiç düşünmüyordu. Wufan kötü bir şekilde ağlayan çocuğun kolundan tutup sıkıca sarıldı.
‘Sorun yok bebeğim. Seni böyle ağlatmak istememiştim. Özür dilerim.’
Yixing hala gözyaşlarını tutamıyordu vebi haftanın yükü uzaklaşıp gitmişti, Wufan iyi olduğu için artık sorun yoktu.
Wufan genç olanı yatıştırmayı deneyerek saçlarını okşadı.
‘Üzgünüm Yixing, gerçekten üzgünüm. Sadece bana inanmanı istemiştim. Seni incitmek istemezdim.’ Dedi tekrar Wufan ve Yixing’i alnından öptü.
Yixing gözyaşları akmayı kesince Wufan’ı itti ve ona gülümsedi. Gamzesi yanağında açıkça belliydi ve gözleri şişmişti.
‘Yemek yiyelim.’arkasından büyüğün elini tutup yürürken. Wufan genç olana sadece gülümsedi.
Yixing kocasıyla beraber mutfağa ilerledi ama nedense etrafındaki her şey hareket ediyor ve mutfak git gide uzaklaşıyordu. Gözleri bulandı ve rastgele hareket eden her şey alt üst oldu. Dengesini kaybetmeye başladı ve her yer karardı, hiçbir şey göremiyordu.
-----------------------------------------------
Yixing ertesi sabah uyandığında sersemlemiş hissediyordu. Kafasını çevirdiğinde yanındaki sarışını gördü.
‘Wufan.’ Yavaşça seslendi Yixing.
‘Oh, uyanmışsın.’
Yixing başını salladı.
‘Neyin var senin? Doktor bitkin düştüğünü söyledi. Yeterince yemek yemedin mi huh? Sana iyi bakmadığım için doktor beni azarladı.’ Dedi Wufan endişeyle.
Yixing gülümsedi, her şey normale döndüğü için mutluydu.
‘Anneni ara, endişelenmiş olmalı.
‘Ona söyledin mi?’
-‘Mama, benim Xingxing’
--‘Xingxing? İyi misin? Doktor ne dedi?’
-‘Ah, bir şey yok, halsiz düştüğümü söyledi.’
--Gerçekten mi? Ben de torunum olacağını düşünmeye başlamıştım.’
-‘Mama, ben erkeğim, tamam mı? Ve henüz bir şey yapmadık.’
Wufan orada, ne konuştuklarını merak ediyordu.
--‘Ne? Neredeyse iki hafta geçmişken onunla hiçbir şey yapmadın. Neden Yixing? Neden? Söyle bana.’
-‘Henüz hazır değilim.’
--‘Böyle yapamazsın Yixing, bu yanlış. Zavallı Wufan. İnsanların evlenme sebepleri bu. Sahte evlilik olsa da yine de onunla evlisin.’
-‘Ama…’
--‘Hayır, git ve ondan özür dile. Bu yanlış, tamam mı? Bu günahı işlediğinden tanrı sana kızgın olmalı ve seni cezalandırmış olmalı. Sana dediklerini yapman gerek.’
-‘Tamam, tamam anne. Yapacağım.’
---arama sonu---
‘Annen ne dedi?’ Wufan merakla sordu.
‘Hamile olduğumu düşünmüş, ne saçma bir şaka.’
Wufan güldü.
‘Gülme.’
‘Tamam, tamam ama hamile olsan iyi olurdu.’ Dedi ve gülüşünü kontrol etmeyi denedi.
Yixing bayıldığından beridir bir hafta geçti. Ama Yixing hala annesinin ona seks hakkında dediklerini kafaya takmış durumdaydı.  O hazır değildi ama biliyordu ki, evlenip daha samimi olduklarından beridir Wufan hazırdan da fazlasıydı.
İkisi beraber Yixing’in favori dramasını izliyorlardı. Yixing her gün izliyordu ve Wufan hiçbir şey yapmıyordu, her gün televizyonu Yixing’ aitti.
‘Neden birkaç gündür garip görünüyorsun?’ sordu Wufan, omuzları değecek kadar yakın oturan diğerine.
‘Huh? Ahh, bir şey yok.’ Dedi Yixing, başka bir soru sormasından kaçınmayı deneyerek.
‘Emin misin? Öyleyse neden yüzün kızardı?’ yüzünü işaret etti.
Yixing kapatmayı deneyerek ellerini yanaklarına götürdü.
‘Ne? Söyle bana. Söz, kimseye söylemem.’ Dedi Wufan Yixing’e eğilerek, böylece kulağına fısıldayabilirdi.
‘Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.’
‘Söyle gitsin.’ Wufan dikkatlice ona baktı.
‘Annem bana söylediklerini yapmamamın günah olduğunu söyledi ve dedi ki cezalandırılırmışım eğer…’
Wufan sırıt. Wufan onun ne demek istediğini anlamıştı, daha önce Bayan Zhang ile telefonda konuşmuşlardı. Ama açıkça Yixing’in ağzından duymak istiyordu.
‘Eeeveet, yani?’ şaşırmış gibi göründü Wufan.
‘Gerçekten bunu yapmak istediğini biliyorum.’ Yixing kızaran yüzüyle devam etti.
‘Neyi?’ Wufan masum rolünü sürdürüyordu.
Yixing kucağına bakıp parmaklarıyla oynamaya başladı.
‘Neyi Yixing?’
‘Bekaretimialabilirsin.’ Suratı gittikçe kızarırken bir saniye içinde süper hızlı bir şekilde söyledi Yixing.
Wufan tekrar sırıttı. Beklediği zaman gelmişti ve başlatan o değil Yixing’di.
‘Ne? Açıkça söyle. Anlamadım.’ Wufan rolüne devam etti.
Yixing başını kaldırdı ve oldukça yakın olan Wufan’ın gözleriyle buluştu. Wufan’ın şaşkın yüzünü ve tekrar etmesini beklediğini görebiliyordu.
Yixing yutkundu.
‘Sen… Sen…’
‘Söyle, bekliyorum Xingxing.’
‘Sen…’
Wufan genç olana bakmış, tüm dünyayı onun yapacağı değerli sözleri söylemesini bekliyordu.
‘Bekaretimi alabilirsin.’ Yixing açık ama alçak bir şekilde söyledi, Wufan’ın bunu duyabildiğinden emindi.

18 Aralık 2013 Çarşamba

Beautiful Disaster - 18.Bölüm






Çeviri: Phantaso

Beautiful Disaster
18.Bölüm

‘Bücür! Gidelim hadi!’

‘Bekleee!’

‘Orada ne halt yiyor?’ Wufan henüz odadan çıkmamış olan genç yüzünden söylenmeye başladı.

‘Yah! Bücür!’

‘Tamam, tamam bitti.’ Yixing geri seslendi.

Wufan evine doğru sürdü çünkü bugün Yixing’in onların ailesine girdiği gün olduğundan evlerinde akşam yemeği yiyecekti ve ertesi gün de Yixing’in evinde olacaktı. Yixing, Wufan’ın ailesiyle buluşacağı için fena halde endişeliydi. Bayan Wu’yu tanıyor olsa da henüz alışamamıştı. Yixing akşam yemeği boyunca sessizliğini korudu. Sadece bir şeyler sorulduğunda cevap verdi ve gülümsedi. Sözleşmeli bir evlilik olabilirdi ama bu ailesine kaba davranacağı anlamına gelmezdi.

‘Yixing biraz konuşabilir miyiz?’ tatlısını bitirmiş olan Bayan Wu sordu.

Wufan annesinin sorusuyla biraz şaşırdı. ‘Neden burada konuşmuyorsun anne? Ben de burada olmak istiyorum.’

‘Özel bir şey. “Karını” çalmayacağım, korkma. Gel Yixing.’

Yixing kafasını salladı ve kalktı.

‘Dikkat et bebeğim.’ Dedi Wufan tekrar.

‘Onu öldürmeyeceğim Wufan!’ Bayan Wu ona tekrar bağırdı.

--------------------------------------

Bayan Wu evlerinin önündeki çeşmenin yanına, banka oturdu.

‘Korkmuş olmalısın, değil mi?’

‘Sayılır.’ Dedi Yixing ve gülümsedi.

‘Aslında ikiniz hakkında hala emin değilim. İlk başta Wufan’ın sadece evlenmemek için bizim önümüzde böyle davrandığını düşündüm. Bana onun erkek arkadaşı olduğunu söyledi gün, sana nasıl bağırdığını duydum. Ve sarışın arkadaşına da.’

‘Huh? Hmm… Düşündüğünüz gibi değil Bayan Wu.’ Yixing’in sesi çatlamaya başlamıştı. Bunları duymayı beklemiyordu.

‘Ve Wufan’ın sana erkek arkadaşıymış gibi davranmadığını biliyordum. Sadece önümde aşk böcekleriydiniz. Her zaman sana bücür dedi, bağırdı ve sen daima evde bekledin.’

Yixing, Bayan Wu’nun itirafları karşısında şaşırdı. Nasıl tepki vereceğini bilmiyordu.

‘Ne zaman Wufan’a evlilik hakkında sorsam, sonra ve sonra diyordu. Bu yüzden düşündüklerimin doğru olduğuna karar verdim. İkiniz sadece sahte çiftsiniz. Açıkçası bu beni üzdü.’ Dedi Bayan Wu alçak bir sesle ve yıldızlarla dolu gökyüzünü izlerken.

**Wufan nerede? Ne yapacağım şimdi? Öldüm ben.**

‘Buna bu kadar kolay izin vereceğimi mi sanıyorsun?’

Yixin ona döndü ve gözleri genişledi. Birden aldığı tehditle şaşırmıştı.

Bayan Wu onun tepkisini fark etti ve gözleri ona döndü.

‘Oğlumun rastgele bir adamla evlenmesine izin vermem ve sen bir erkeksin, ona bir çocuk veremezsin.’

Yixing’in bakışları, Bayan Wu’nun gözlerinde kaldı. Kalbinde kelimelerle ifade edemeyeceği bir acı vardı.

‘Ama Yixing, Wufan seninle tanıştıktan sonra onu asla görmediğim bir hale geldi.’ Bayan Wu’nun yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.

‘N-Ne?’ Yixing kafası karışmış bir şekilde sordu.

‘Evet, Wufan çok değişti. Bilgin olsun, Wufan evde yemeyi sevmezdi. Her zaman farklı yemekler denemek için restoranlara, otellere giderdi. Pişiren kişi ben olsam bile öyleydi. Normal insanlar annelerinin yemeklerini severler. Ama sen geldiğinden beri, evde yemeye başladı. Eve gidip seninle yiyeceğini söylediğinde çok şaşırmıştım. Ve ne zaman sorsam aynı cevabı veriyordu. Ben bile bunu yapamıyorken… Seni çok kıskandım.’

Yixing’in ağzı onu dinlerken açık kaldı.

‘Wufan son zamanlarda gülümsüyor da. Önceden böyle mızmız bir serseri değildi. Seni kızdırdığındaki parlak gülümsemesini seviyorum. Odayı dolduran kahkahalarını duymayalı uzun zaman olmuştu. Babası bizi bıraktıktan sonra çok uzun bir zaman…’

Yixing gözlerini yere indirdi. Duyduklarını hazmetmeye çalışıyordu.

‘Evet, özür dilerim Bayan Wu. Bu evlilik sadece 3 aylık bir sözleşme. Wufan bunu sadece başkasıyla evlendirme fikrini unutmanız için yaptı. Seohyun’u seviyor.’ Dedi Yixing kısık sesle. ‘Uzun zamandır ve sonsuza dek.’ Ekledi. Kalbi artık sancılarla sarsılıyordu. Bu duyguyu sevmiyordu.

‘Ne akıllı bir plan.’ Bayan Wu duyduklarıyla güldü.

‘Wufan’ı değiştirdiğimi söylüyorsunuz ama ben öyle düşünmüyorum. Asla olmayacak.’

‘Ama değiştirdin.’

Yixing zayıfça gülümsedi.

‘Neden Seohyun’u sevmiyorsunuz?’

‘Çünkü onun oğluma gerçek mutluluğu verebileceğini düşünmüyorum. Aslında o ailenin geçmişte Wufan’ın babasının ölümüyle ilgili yaptıkları hileleri unuttum. Sadece Seohyun’un doğru kişi olduğunu sanmıyorum.’

‘Ben de öyle. Dediğiniz gibi ben bir erkeğim, Wufan’a bir çocuk veremem. Wufan çocukları sevdiğini söylemişti bana. Gerçekten de ondan küçük bir kardeşi olsun istermiş. Ama neden Wufan’a bunu yapıyorsunuz? Neden bunları Wufan’a da söylemiyorsunuz? Belki kabul edebilirdi. Sadece Wufan’ı tüm bu karmaşaya itiyorsunuz ve her zaman Seohyun ve sizin aranızda kalıyor. İkinizi de kaybetmek istemiyor.’

‘Hayır, vazgeçmezdi. Oğlumu tanıyorum. Wufan bir şeylerle yüzleşmediği sürece başkalarının düşüncelerini kabul edecek bir adam değil. O dik başlı biri Yixing.’

‘Peki benden ne istiyorsunuz Bayan Wu?’

‘Hiçbir şey. Üç ay evli kal. Bu dönemden sonra hala Seohyun’u seviyor olursa yapabileceğim bir şey yok.’

Bayan Wu gülümsedi ve Yixing’in kalçasını pat patladı. ‘İçeri girelim. Wufan endişelenmiştir.’

**Herkes birbirinin duygularını düşünüyor. Bayan Wu, Wufan’ı düşünüyor. Wufan, Seohyun’u düşünüyor. Ve Seohyun, Wufan’ı düşünüyor. Ya ben? Beni düşünen kimse yok. Acınası.**

Wufan ve Yixing 21.30 gibi evden ayrıldı. Yolculuk sessizdi. Kimse sohbete başlamadı. Yixing, Bayan Wu ile olan konuşmalarını düşünüyordu ve Wufan yola odaklanmıştı. Wufan’a hiçbir şey söylememişti.

‘Wufan.’

Wufan sessiz kaldı.

‘Seohyun ne yapıyor?’

‘Neden soruyorsun?’

‘Hiç. Erkek arkadaşı başka bir adamla evlenmişken iyi mi?’

Wufan soruya cevap vermedi. Seohyun ile arasındakinin ne olduğunu kendi bile bilmiyorken ne cevap vereceğinden emin değildi.

Onlar on gibi eve vardılar. Yixing eşyalarını yerleştirmeye devam etmek istediğinden Wufan’ın önce duşa gönderdi. Kendi elbiselerini yerleştirebilmek için Wufan’ın elbislerini tekrar düzenlemeliydi.

‘Bu kadar elbise getirmemeliydim aslında. Burada sonsuza dek yaşayacak değilim. Sadece kahrolası 3 ay, ya da daha az.’ Düzenlemeye devam ederken kendi kendine mırıldandı Yixing.

Wufan biraz sonra belinde bir havlu ve saçlarından sular damlayarak çıktı.

‘Bana elbiselerimi ver Xingxing.’ Dedi ve kocasının arkasında olduğundan habersiz olan Yixing’in arkasında durdu.

‘Burada-‘ Vücudu dev kocasına çarptığında sözü yarıda kaldı. Yixing, Wufan’ın havluya sarılı bir şekilde seksi hareketlerde bulunacağını biliyordu ve onun kazanmasına izin veremezdi.

‘Kıyafetlerin.’ Ondan tarafa bakmayarak kıyafetleri uzattı Yixing.

‘Xingxing bana bak.’

Yixing cevap vermedi.

‘Yixing bana bak dedim. Şu an senin kocanım ve beni dinlemek zorundasın.’ Dedi Wufan tekrar.

Yixing durumunun gerektirdiği zorunluluktan dolayı tereddütle döndü ve gözlerini Wufan’a doğru kaldırdı.

‘Güzel. Bunun sadece bir sözleşme evliliği olduğunu biliyorum ama ne olursa olsun, yine de evlilik. Yani karımmış gibi davranman gerek.’ Dedi Wufan sakince ve gözlerini Yixing’ dikmişken.

Wufan yürüdü ve Yixing’in beline kollarını sardı. Ki birisini saniyede bilmem kaç kez zile basarak yeni evli çiftin ilk gecesini böldü.

Wufan gözlerini kapattı ve dişlerini gıcırdattı. Eşiyle öpücüklerini bölen her kimse onu kızdırmıştı.

‘Git üstünü giy. Ben açarım.’ Dedi Yixing aceleyle davetsiz misafire kapıyı açmak için koşarken.

Gece geç saatte evine gelen konuğu gördüğünde Yixing dondu kaldı.

‘Seohyun?’

15 Aralık 2013 Pazar

A Song We Left Unsung - 8.Bölüm





------------------------------
Çeviren: Phantaso

A Song We Left Unsung - 8.Bölüm


Kyungsoo nihayetinde eve döndüğünde Baekhyun kanepede oturuyordu. Chanyeol çoktan eve gitmişti.

Oda arkadaşına baktı ve dudağını ısırdı.

“Seni ölümüne korkuttuğumuz için gerçekten üzgünüm..”

Kyungsoo yüzündeki kızgın ifadeyi korumaya çalıştı ama başarısız oldu. Baekhyun, kızgın kalamayacağı insanlardan biriydi.

‘Lanet olasıca kedi yavrusu bakışları…’

İç çekti ve arkadaşının yanına oturdu.

“Evet, bu kesinlikle görmemeyi tercih edeceğim bir şeydi ama baksana… Arkadaş dediğin bu durumlardan da taviz veremeyecekse ne işe yarar?”

Kyungsoo omzunu okşadı ve odasına gitmek için ayağa kalktı.

“İyi çocuk.”

Baekhyun’a geri döndü.

“Fakat bilmelisin. Bir dahaki sefere sizi böyle basarsam, şantaj amaçlı fotoğraflar çekeceğim.”

Sinsice gülümsedi ve Baekhyun ona bir şeyler fırlatmadan önce uzaklaştı.

* * *

Ertesi gün Baekhyun yaklaşan bir kış sonu projesi için tartışırken Tao ve onun arkadaşı Luhan ile kendi sınıflarında oturuyordu.

“Podyum projesi için bir model buldunuz mu? Gösteri zamanı gelmeden bitirmek istiyorsak modelleri şimdiden belirlememiz gerek.” Luhan dikkatleri çekti.

“Bilmiyorum.” Tao dalgın dalgın kalemini çevirirken mırıldandı. “Desenleri kesmek ve sonra tüm bir kıyafet haline getirmek için 3 haftadır uğraşıyorum. Bu projeye çalışmaya daha önce başlamak isterdim. Parçaları birleştirmenin kolay olması için başka sınıflardan birini bulmayı düşünüyorum. Peki ya sen Baek?”

Baekhyun gerçekten bu konuyu hiç düşünmemişti.

“Sanırım Chanyeol’e bunu yapması için baskı uygulayabilirim. Oldukça uzun boylu ve tasarımlarımla harika duracağını düşünüyorum. Onu her gün görüyorum, bu nedenle en uygun seçenek.”

Luhan başını salladı. “Çoktan Sehun’dan modelim olmasını istedim.”

Tao gülümsedi. “Sana bol şans Baek. Chanyeol kısmen bir sakardır. Podyumda yukarı aşağı yürümek şöyle dursun, düşmeden sokakta bile yürüyemez.”

“Hadi ama Tao. Yapması gereken tek şey podyum boyunca gidip gelmek. Ne yanlış gidebilir ki?”

Belki de gerçekten bir şeyler yanlış gidebilirdi.

***

Baekhyun konuyu Chanyeol’e açtığında Chanyeol biraz tereddüt etti.

“Bilmiyorum Baek. Sanırım çok boktan bir model olurum. Projeni berbat etmek istemiyorum. Özellikle de insanlarla dolu bir odanın önünde.”

Baekhyun başını salladı. “Saçmalama. Sadece bir kez podyumda aşağı yukarı yürümeli ve birkaç saniye kalmalısın. Zaten seni sürekli gördüğüm için üzerine uygun yapmak kolay olacak.”

Chanyeol biraz bile ikna olmuş görünmüyordu.

“Lütfen, lütfen, lütfen Yeol. Noel tatilinden hemen önce sınav var ve o zamana kadar istekli bir model bulmak zorundayım. Bana büyük bir iyilik yapmış olursun.”

Chanyeol şirince surat astı. “En azından bir öpücük ya da fanfinfonlarla rüşvet girişiminde falan bulunsan olmaz mı?”

“Öpücük veya fanfinfona ne dersin?”

“İyi. Bunu yapıyorum çünkü seni seviyorum. Ve şu an avans olarak bir öpücük istiyorum.”

Erkek arkadaşıyla bir anlaşma imzalamak için öptü ve Chanyeol birkaç saniye sonra teklifi kabul etmişti bile.

“Beni ikna ettin.”

 ***

Bir sonraki akşam, Baekhyun proje üzerinde çalışmak için Chanyeol’ün evine geldi. Ölçü almaya hazır bir şekilde, elinde mezro ve defterle yatak odasında duruyordu.

“Sadece öyle dur, ben gerektiğinde konumunu değiştireceğim.” Dedi kalem dişlerinin arasındayken.

Göğsünden aşağı, kollarının uzunluğu, boyun ve bilek çevresi, sırt ve omuzlar birlikte üst vücudunun ölçesünü alırken, Chanyeol hareketsiz durmak için elinden geleni yaptı.

Erkek arkadaşı kalçasının en geniş kısmına pantolon ölçülerini almak için mezurayı sararken merakla baktı. Baekhyun hiçbir şey söylemeden bacağının çevresi ve yan tarafının ölçüsünü alırken verimli bir şekilde çalıştı.

Baekhyun, Chanyeol’ün iç bacağına geldiğinde, uzun boylu olanın boğazını birden ateş yutmuş gibi kurudu.

Baekhyun’un parmakları sağ kasığında konumlanıp ayak bileğine doğru ölçtüğünde iç uyluk kısmını biraz sıyırdı. Chanyeol sıkıca gözlerini kapattı ve başka bir yerde olduğunu düşünmeye çalıştı.

“Neredeyse bitti.” Dedi Baekhyun, Chayeol’ü transından çıkararak. İç çekti ve not defterine aldığı ölçülere baktı. Şimdiye kadar ki en garip ölçümdü.

Uyarı olmadan, Chanyeol pantolonunun kemerini kavrayan ve hafifçe karnına dokunan parmaklar hissetti. Baekhyun’un kasıklarından yarım santim uzakta çömelmiş olduğunu gördü. Yanaklarının kızardığı görülebiliyordu ama sessiz kaldı.

Olduğun yerde kal diye emretti Chanyeol kanına, daha aşağı inmemesi için.

“Tut bunu, lütfen.”

Chanyeol endişeyle yutkundu ve Baekhyun’un bacakları arasında gezdirdiği mezro yüzünden pantolonunun dikişlerini hissedebiliyordu. Ardından tüm ölçtüklerini geçirmeden önce onu ters çevirdi ve Chanyeol’ü döndürmeden bir süre tüm rakamları tekrar kontrol etti.

“Tamam, bitti-“

Chanyeol’ün kotunun önündeki kabarıklığı fark edince duraksadı.

“Park Chanyeol, bu benim düşündüğüm şey m-?”

Chanyeol yüzünün yandığını hissetti. Baekhyun’un cazibesine dayanamadığından kendini sapık gibi hissediyordu.

“Özür dilerim. Ama yapamadım…. Bana hoşlandığım şekilde dokunuyordun ve kasıklarıma bu kadar yakındın ve heyecanını görebiliyordum ve bu açılmama sebep oldu ve-“

Baekhyun gülümsedi. Chanyeol’ün çaresizliğini gördüğünde insafsız parmaklarıyla onu kışkırtmaya çalıştığını inkar edemezdi. Onu susturmak için parmağını Chanyeol’ün dudaklarına bastırdı.

Chanyeol daha neler olduğunu anlamadan, sevgilisi onu itti ve dudaklarıyla saldırdı. Baekhyun’un mezrosu ve not deftersi yerde öylece yatıyordu ve proje akşamın geri kalanı için önemsiz bir konu oldu.

***

Önlerindeki birkaç hafta, Baekhyun mükemmel olana kadar Chanyeol’ün kıyafetini defalarca düzeltti.

Moda gösterisinin günü nihayet geldiğinde, Baekhyun’un onu zamanında hazırlayabilmesi için Chanyeol işten erken çıktı. Üniversite oditoryumuna geldiler ve Baekhyun kuliste hazırlıklara başladı. Sınıf arkadaşlarının hepsi de kendi modellerini hazırlamakla meşgul olduğundan kaos havası vardı.

Bir saat kadar sonra, Baekhyun’un Chanyeol için yaptığı fantastik kıyafet hazırdı. Şaçları tarz, teni kusursuz ve parlaktı. Dudaklarına biraz parlatıcı ve gözleri öne çıkarmak için Baekhyun’un sürdüğü eyeliner vardı.

Baekhyun eserine hayranlıkla baktı.

“İşte, bitti. Kesinlikle harika görünüyorsun.”

Öpmek için onu aşağı çekti.

“Gergin misin?”

Chanyeol başını salladı. “Dürüst olmak gerekirse altıma etmek üzereyim. Bu pek benim uzmanlık alanım değil.”

“Peki, bu pantolona etmemeye çalış.” Baekhyun ceketi sabitledi ve gülümsedi. “İyi olacaksın, söz veriyorum.” Sadece ileri bak ve sabit bir hızda yürümeye odaklan. En kısa zamanda eve gidelim ki evde sana özel sürprizler olabilir.”

Chanyeol endişesine rağmen sırıttı. “Edebi kelam mı yapıyorsun şu an?”

Baekhyun kurnazca baktı. “Belki.”

Chanyeol sırası geldiğinde yavaşça yürümeye başladı.

“Git hadi. Kır bacaklarını.”

“Bunu söyleme lütfen.” Podyuma yürürken sertçe mırıldandı.

Kitlenin görüş alanına girmesinden kısa süre sonra, kötü yerleştirilmiş tellere takıldı ve yüzüstü düştü.

Baekhyun dehşetle bakarak kenarda durdu. Öfkeyle yüzünü kapadı.

‘Takıldığına inanamıyorum. Neden? Neden model olarak onu kullandım? Kimin parlak fikriydi?!’

‘Senin.’ Kafasındaki diğer ses cevap verdi.

‘Kes sesini,’ kendi kendiyle konuşuyordu. ‘Kimse sana sormadı.’

‘Eveti her neyse, unutma ki bunu sadece sana yardım etmek için yapıyor, nankör olma.’ Diğer ses tekrar konuştu.

Baekhyun birden sinirlendiği için kötü hissetti.

‘O sadece bana yardım etmek için bunu yapıyor.’

Bu konuda ne kendisini ne de Chanyeol’ü suçlamamaya karar verdi. Derin bir nefes aldı ve perdeyi açtı.

Aydınlatma yüzünden yarı kör bir şekilde podyuma yürüdü. Oditoryumdaki tüm gözler üzerindeyken yerde yayılmış sırık yaratığa elini uzattı. Gülümsedi.

“Neden beraber yürümüyoruz?”

Chanyeol uzatılan eli minnetle kabul etti.

“Neden çok tanıdık hissettiriyor?”

El ele tutuşup podyumda aşağı yukarı yürürlerken Baekhyun ona gülümsedi.

“Her zaman düşüyorsun Chanyeol. Ama seni kaldırmak için daima etrafında olacağım, tamamen uyumlu.”

***

Eve dönerlerken Chanyeol arabada alışılmadık bir şekilde sessizdi.

“Neyin var?” Chanyeolün apartmanının önüne park ettiklerinde Baekhyun sordu. “Her zamanki parlak sen değilsin.”

Chanyeol gözle görülür bir şekilde çömüş olarak ona baktı.

“Takıldığım için gerçekten üzgünüm, Baek. Projeni mahvettim ve çok kötü hissediyorum. Bana kızgınsan anlarım ama berbat bir model olacağım konusunda uyarmıştım.”

Baekhyun tatlı bir şekilde gülümsemeden önce bir an için ona baktı.

“Gerçekten kızdığımı düşündün mü?”

“Bilmiyorum, kızmadın mı?”

“Hayır, Chanyeol, kızmadım.”

Baekhyun ona doğru yaklaştı ve kollarını sardı. Saç spreyinden dolayı hala sert olan saçlarını yatıştırır bir şekilde okşadı ve alnına hafif bir öpücük kondurdu.

“Chanyeol, seyircilerle dolu bir odada yere kapaklandığın gerçeği biraz talihsizceydi. Ama kızgın değilim. Aslında, ilk başta benim için kabul etmiş olmana minnettarım. Rahat olduğun yerler dışında çok iyi olmadığını biliyordum ama sen bana yardım etmek için bunu yaptın ve bu bir kilometre uzunluğundaki sende taptığım şeyler listesinde olan şeylerden sadece bir tanesi.”

Bunu duyduktan sonra Chanyeol’ün hüzünlü ifadesinin yerini nihayet Baekhyun’un hayatında gördüğü en parlak ve inanılmaz gülümseme kapladı.

“Bir kilometre uzunluğunda mı? Sadece iltifat ediyorsun.”

Tipik Chanyeol, diğerlerini görebilecek kadar iyi ama kendini göremeyecek kadar kör. Baekhyun parmaklarını iç içe geçirmek için onun elini tuttu.

“Ben ciddiyim. Keşke sana baktığımda gördüğüm harika şeyleri sen de görebilseydin Chanyeol. Ama belki de görememen daha iyi. Sonra kendinle kaçıp beni terk edebilirdin.”

Chanyeol iltifat ile biraz güldü ve kızardı.

“Şimdi kötü hissetmeyi kes lütfen.” Chanyeol’ün elini hafifçe okşadı ve devam etti Baekhyun, “Ve aptal gibi güldüğün zamanlara dön, çünkü bu hayatımı güzel kılıyor.”

Chanyeol, Baekhyun’u kucaklamak için çekti ve yüzünün her yerine öpücükler kondurdu.

“Teşekkürler güzelim. Her zaman bana nasıl iyi hissettireceğini iyi biliyorsun.”

Baekhyun’un kulağına eğildi. “Şimdi içeri girelim de şu üzerimdekileri dişlerinle çıkar.”

Baekhyun güldü.

“Şey, bunları yaparkenki çabalarımı düşününce, sanırım her zamanki yoldan çıkaracağım.”

El ele asansörde durdular ve Baekhyun sinsi bir gülümsemeyle Chanyeol’e döndü.

“Yani, önümüzdeki yaz da mayo projem için modelim olabilir misin? Mayo ile harika görünürdün.”

Chanyeol gözlerini devirdi ve şakacı bir şekilde Baekhyun’u itti.

“Bin öpücük peşin alabilirsem düşünebilirim.”

------------------------

9 Aralık 2013 Pazartesi

Beautiful Disaster - 17.Bölüm




Çeviri: Phantaso

Beautiful Disaster
17.Bölüm


‘Xing, beni dinle.’

Yixing, Wufan’ın sert sesiyle sarsıldı. Hala gözleri direksiyonda olan sarışına baktı.

‘Bilmiyorum… Belki bu çılgınca veya gülünç gelecek ama…. Hadi evlenelim.’

Yixing’in gözleri genişledi.

‘Başka bir çaremiz yok. Planımızı anneme açıklayamayız.’ Wufan, Yixing’i dindirmeye çalıştı.

‘Evliliğin basit bir şey olduğunu mu sanıyorsun Wufan?’

‘Hayır, sanmıyorum. Ama bunu yapabiliriz. Evlendikten sonra bunu çözmek için başka bir yol bulabiliriz.’

‘Başka bir yol? Ne yapabilirsin? Kocam olup birkaç ay sonra beni terk mi edeceksin? Öyle mi? Diğer insanlar ne düşünecek Wufan? Annem ne hissedecek? Ve, ya eğer…’

Wufan sadece ona bakıp sözlerini bitirmesini bekledi.

**Ya eğer sana aşık olursam?**

‘Hayır, rahatla Yixing, rahatla. Söz veriyorum ki her şey iyi olacak. Sadece yakın arkadaşlar ve akrabalar için bir düğün düzenleyeceğiz.’ Wufan genç olanı ikna etmeyi denedi.

‘Peki ya Seohyun?’ sertçe sordu Yixing.

‘Bilmiyorum. Artık onu sevdiğimi sanmıyorum. Aklıma gelmiyor bile. Zaten çok fazla görüşmüyoruz da ama sorun değil. Onun üstesinden geleceğim.’

Yixing plan hakkında düşünürken sadece baktı.

’Deneyelim hadi.’

Yixing emin değildi. İlk başta duraksasa da sonunda sarışının fikrini katıldı. Ardından Bayan Zhang’a anlatmak için, beraber Yixing’in evine gittiler. Luhan ve Minseok da oradaydı.

Evleneceklerini söyleyen Wufan oldu. Yixing onun yanında sessizce oturdu. Annesine bakacak cesareti bile yoktu. Annesinin ona patlayacağını ve birazdan kendi elleriyle öldüreceğini biliyordu. Belki de annesi onu kapının önüne koyardı. Bayan Zhang’ın ifadesinde başta bir şey yoktu. Wufan da Yixing kadar paniklemeye başladı. Bayan Zhang kabul etsin diye içten içe dua ediyordu.

‘Wufan bize çok yardımcı oldu. Yani Yixing’e bağlı.’

‘Gerçekten mi anne?’

Wufan hoşnut bir şekilde gülümsedi ve Yixing derin bir nefes verdi.

Wufan, Luhan ve Minseok ile birlikte Yixing’in evinde bir akşam yemeği yedi. Bütün hikayeyi anlatmaya başladı ve ardından rastgele şeyler hakkında konuşurlarken ev kahkahalarla doldu taştı.

-------------------------------------------------------

‘Şimdi Wu Yi Fan, eşini öpebilirsin.’

Zaten bacakları titriyor olan Yixing, üzerine bir de kızardı ve kalbi hızlanmaya başladı.

‘Yapma.’ Dedi Yixing ağzını kıpırdatmadan ve Wufan’ın ona doğru eğilip, elini yüzüne kaldırdığını gördü.

‘Neden? Artık benim karımsın?’ Wufan da aynı şekilde ağzını kıpırdatmadan konuştu.

Dudaklarının buluşmasına santimetreler kalmıştı. Yixing şimdi domatese dönmüştü, Wufan’ı insanların önünde öpmek istemiyordu. Sadece bundan hoşlanmıyordu. Tüm konuklar Wufan’ın ilk sefer onu öptüğündeki gibi “öp! öp!” tezahüratları yapıyorlardı. Wufan yakın arkadaşlarının sesini duyabiliyordu ve onlara bakmasa da nasıl tepki verdiklerini çok iyi biliyordu.

Chanyeol ummalı bir şekilde ellerini çırpıyorken gülüyor olmalı, Baekhyun ise sadece eğlenerek ele avuca sığmayan erkek arkadaşını sakinleştirmeye çalışıyor olmalıydı. Kyungsoo tapar bir şekilde, gözleri kocaman ve elini de göğsüne koymayı unutmayarak Yixing’e bakıyor olmalıydı ve Jongin bir ahmak gibi gülerek, Wufan ile bu planı yapan kişi olduğu için kendine iltifatlar yağdırıyor olmalıydı. Ama çoğunlukla fikirler ondan çıkıyordu.

Wufan gergin ve kızarmış olan çocuğa baktı. Onun yüzüne yaklaşırken açılan gözlerini görebiliyordu. Ardından biraz hızlıca yüzünü yaklaştırdı ve Yixing’i alnından öptü.

Yixing gülümsedi.

İkisi de konuklara selam verdikten sonra törenden ayrıldılar.
------------------------------------------------------------------

Törenden hemen sonra Wufan ‘Karısını’ evine getirdi. Yixing’in de kendisi gibi bir penisi olsa bile onu kocası yerine karısı olarak çağırmaya kararlıydı.

Yixing’in iş yeri olan ev, birden onun evi haline gelmişti, diğer bir deyişle kocasının evi… Yixing güç bela çantalarını taşıyarak, mutfağa yakın olan arkadaki misafir odasına koştu.

‘Yah, bücür! Nereye gidiyorsun?’ Aniden Wufan’ın sesini durunca durdu ve döndü.

‘Eşyalarımı çıkarmaya gidiyorum. Neden?’

‘Hiç de, neden misafir odasına gidiyorsun? Benimle yatacaksın, tamam? İtiraz yok.’

‘Ne? Ama bu evlilik sadece kağıt üstünde ve birkaç ay için. Niye birden bire ciddiymiş gibi davranıyorsun?’ Yixing onun fikrine tamamen karşıydı.

‘Senin kocanım. Dediklerimi dinle.’ Dedi Wufan sertçe odasını gösterirken.

Yixing kaşlarını çattı. Wufan’ın kararına katılmıyordu. Biraz gizlilik ve kendine özel bir alan istiyordu. Ama şimdi Wufan ile aynı odayı paylaşmak zorundaydı. Yixing, Wufan’ın odasına daldı ve sertçe kapıyı çarptı.

‘Neyi var bunun?’ Odanın içinde bağırdı Yixing.

‘Şu bücür… Bana karşı daha hoş davranmalıydı, artık onun kocasıyım. Önümde kapı çarpmaya cesaret edebiliyor demek, sadece bekle.’ Wufan kendi kendine mırıldandı.

‘Yah! Çık dışarı bücür!’ Wufan oturma odasından höykürdü.

Yixing derhal Wufan’ın önüne geldi. Daha fazla Wufan’ın dırdırını dinlemek istemiyordu, oda hakkındaki yeterliydi.

‘Peki, sözleşme hakkında konuşacağız. Böylece ikimiz de durumumuzu ayarlayabiliriz. Yani, ne istiyorsun söyle bakalım.’

Yixing parlak bir şekilde gülümsedi. ‘Gerçekten mi?’

Wufan başını salladı.

‘Bana nazik davran.’ Dedi Yixing kendinden emin bir şekilde.

‘Emin misin?’

Yixing şiddetle kafa salladı.

‘Tamam, sen de benim dediğim her şeyi yapmak zorundasın, anladın mı?’

‘Tıpkı eskisi gibi mi?’

‘Evet. Pekala, 3 ay için geçerli olan evlilik sözleşmesi resmen başlıyor.’ Dedi Wufan da kendinden emin bir şekilde.

‘Her neyse.’ Dedi Yixing ‘yeni’ yatak odasında aceleyle eşyalarını açarken.

‘Bundan sonra ne olacak görelim.’ Eşyalarını açmakta olan cılız ve masum vücudun sahibine bakarken şifreli bir şekilde gülümsedi Wufan.